Aliya İzetbogoviç

Selamlar Gezgin Ruhlar! Ben Santur ekibinden, yollara ve hikâyelere aşık dostunuz. Bugün sizi Balkanlar’ın kalbine, sadece bir ülkenin değil, bir direnişin ve bir halkın yeniden doğuşunun sembolü olan bir ismin huzuruna götüreceğim: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç.

Bosna-Hersek turlarımızda Mostar’ın mavisine, Saraybosna’nın Başçarşı’sındaki kahve kokusuna hepimiz bayılıyoruz, tamam. Ama Santur olarak bizim için bu toprakların bir de “ruhu” var. İşte o ruhun en güçlü attığı yer, Kovaçi Şehitliği ve Aliya’nın mütevazı kabri.

Hadi, gelin bu büyük lideri ve bize bıraktığı mirası birlikte yad edelim.

Aliya İzetbegoviç

Bir “Bilge” Doğuyor: Kimdir Bu Aliya?

Aliya İzzetbegoviç demek, sadece bir siyasetçi demek değildir. O, hapislerde geçen yıllarına rağmen düşüncelerinden ödün vermeyen bir filozof, halkı kuşatma altındayken postallarını giyip cepheye giden bir komutan ve her şeyden önce adalet peşinde koşan bir insandır.

Gençlik yıllarından itibaren “Genç Müslümanlar” hareketiyle başlayan o zorlu yolculuğu, defalarca hapis yatmasına neden oldu. Ama o, duvarların arasından dünyaya “Doğu ve Batı Arasında İslam” gibi başyapıtlar hediye etti. Yani dostlar, Aliya sadece kılıcıyla değil, kalemiyle de devleşmiş bir isimdi.

“Savaş Ölünce Değil, Düşmana Benzeyince Kaybedilir”

Savaşın o en karanlık, o en acımasız günlerinde bile askerlerine bu cümleyi kuracak kadar asil bir ruhtan bahsediyoruz. 90’lı yılların başında Bosna büyük bir soykırımla karşı karşıyayken, Aliya halkına sadece askeri bir liderlik yapmadı; onlara onurlarını nasıl koruyacaklarını öğretti.

Bosna-Hersek bugün bağımsız bir devletse, o ay-yıldızlı mavi bayrak gökyüzünde dalgalanıyorsa; bunda o yorgun ama vakur bakışlı adamın payı çok büyüktür.


Kovaçi Şehitliği: Sessizliğin En Derin Çığlığı

Saraybosna’yı tepeden gören Kovaçi Şehitliği‘ne girdiğinizde, zamanın durduğunu hissedersiniz. Sıra sıra dizilmiş bembeyaz mezar taşları (nişanlar), bize bu özgürlüğün bedelinin ne kadar ağır olduğunu fısıldar.

Aliya, vefat etmeden önce bir vasiyet bırakmıştı: “Beni sıradan bir şehit gibi arkadaşlarımın yanına gömün.” İşte bu yüzden onun kabri, görkemli bir anıt mezar değil; halkıyla omuz omuza, tevazu dolu bir durak noktasıdır.


Santur ile “Hissetmek”

Biliyoruz, her tur şirketi sizi buraya getirir, rehber ezbere bilgiler anlatır ve geçer. Ama biz Santur olarak burayı ziyaret ederken “turist” gibi değil, “misafir” gibi hissediyoruz.

Rehberlerimiz Aliya’yı anlatırken sesi titrer; çünkü o günleri, çekilen acıları ve kazanılan zaferi yüreğimizde taşıyoruz. Sizi o bembeyaz taşların arasına götürdüğümüzde, sadece tarih anlatmıyoruz; o meşhur kuşatmayı, tünelleri ve Bosna’nın onur mücadelesini bizzat hissetmenizi sağlıyoruz. Aliya’nın kabri başında dua ederken, bir liderin halkıyla nasıl bütünleştiğini bizzat göreceksiniz.


Neden Aliya’yı Tanımalıyız?

Çünkü Aliya bize şunu öğretti: Herkesin size sırtını döndüğü bir dünyada bile, doğru bildiğiniz yolda yürümekten vazgeçmeyin. O, sadece Boşnakların değil, dünyadaki tüm mazlumların sesiydi.

Saraybosna’ya yolunuz düştüğünde Başçarşı’dan yukarıya, Kovaçi’ye doğru bir yürüyüş yapın. Oraya vardığınızda rüzgarın size Aliya’nın şu sözlerini fısıldadığını duyacaksınız:

“Her şeye kadir olan Allah’a andolsun ki; köle olmayacağız!”

Balkanlar’ın tarihini, acısını ve zaferini bizimle birlikte keşfetmeye ne dersiniz? Santur ailesi olarak biz buradayız ve sizi bu derin hikâyenin bir parçası olmaya davet ediyoruz.

Bir sonraki durakta görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!

Santur: Güzel hatıralar biriktirmek için…


Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir