Selamlar dostlar! Bugün sizi Saraybosna’nın hem en hüzünlü hem de en gururlu binasının önüne, Miljacka Nehri’nin tam kıyısına götürüyorum. Hani o her fotoğrafta gördüğünüz, dışı adeta bir pastayı andıran turuncu-sarı çizgili, görkemli yapı var ya; işte orası: Vijećnica (Saraybosna Belediye Binası).
Ama burası sadece bir belediye binası değil, burası şehrin “hafızası”. Gelin, bu taşların anlattığı hikayeye bir kulak verelim.

Küllerinden Doğan Bir Anka Kuşu
Vijećnica, Avusturya-Macaristan döneminde, 1896 yılında Endülüs mimarisinden esinlenilerek inşa edilmiş. İçeri girdiğinizde kendinizi bir anda Orta Doğu ile Avrupa’nın tam kesişme noktasında hissediyorsunuz. Ancak bu binanın asıl hikayesi ihtişamında değil, direnişinde saklı.
Burası yıllarca Milli Kütüphane olarak hizmet verdi. İçinde paha biçilemez binlerce el yazması, nadir eser ve Bosna’nın tüm tarihsel kaydı vardı. 1992’deki kuşatma sırasında maalesef ağır bombardımana maruz kaldı ve kütüphane cayır cayır yandı. O gece kütüphanecilerin ve halkın alevlerin arasından kitapları kurtarmaya çalışması, insanlığın bilgiye olan aşkının en somut kanıtıdır.
Yıllarca harabe halinde kalan bina, büyük bir titizlikle restore edildi ve 2014’te kapılarını tekrar açtı. Yani bugün karşısında durduğumuz o pırıl pırıl yapı, aslında küllerinden doğan bir zafer anıtı!

İçeride Sizi Neler Bekliyor?
Binanın dışı kadar içi de sizi büyüleyecek, benden söylemesi:
- Cam Kubbe: Merkeze geçtiğinizde kafanızı yukarı kaldırın. O devasa vitray kubbe, güneş vurduğunda içeriyi bir masal diyarına çeviriyor.
- Mermer Sütunlar ve İşlemeler: Duvarlardaki her bir motif, o dönemin zanaatkarlığını iliklerinize kadar hissettiriyor. Fotoğraf makinenizin hafıza kartını şimdiden boşaltın, çünkü her köşe ayrı bir “Instagramlık” kare sunuyor.
- Müze Bölümü: Binanın alt katında sergilenen fotoğraflarla, binanın yıkım ve yeniden yapım sürecine tanıklık edebilirsiniz. Duygulanmamak elde değil.

Küçük Bir Espri: “İnat Kuca” Meselesi
Vijećnica’nın hemen tam karşısında nehrin öteki tarafında küçük bir ev göreceksiniz. Hikayeye göre; bina yapılacağı zaman o evin sahibi yerinden kıpırdamamış. En sonunda, “Evimi parça parça söküp karşı kıyıya aynen taşırsanız ancak öyle razı olurum” demiş. Ve öyle de yapılmış! O evin adı bugün İnat Evi (Inat Kuća). Kütüphaneyi gezdikten sonra orada bir Boşnak kahvesi içmek olmazsa olmazımız.

Saraybosna’yı Vijećnica’yı görmeden, onun o mağrur duruşunu hissetmeden terk ederseniz, bu şehri tam anlamıyla tanımış sayılmazsınız. Biz Santur turlarında buranın önünde durup o hikayeyi anlatırken bazen gözler doluyor, bazen o mimari dehaya hayran kalıyoruz.
Sen de bu tarihi dokuya dokunmak ve Saraybosna’nın kalbinde bir yolculuğa çıkmak ister misin? Bir sonraki tur programımızda Vijećnica turu seni bekliyor. Detaylar için santur.com.tr adresimize uğramayı unutma!






